Dün İstiklal’deki Yapı Kredi Sanat’ta Sabahattin Ali’nin sergisine gittim. Kaçırsaydım çok üzülürmüşüm, orada gezerken bunu düşünüyordum. Mektuplarını, başkalarınının onun için yazdıklarını okumak Sahabattin Ali ile konuşmak gibi bir şeydi benim için.

Sabahattin Ali’nin şehirleri gösterilmiş; bazılarında öğretmenlik yapıyor, seyahat ediyor, hapis yatıyor, askerlik yapıyor, ailesiyle yaşıyor, tiyatroda dramaturg, bakanlıkta memur olarak çalışıyor. Ama çoğunlukla sevdiklerinden uzak. Çok yalnızlık çekerek.

Mektuplarında sürekli olduğu yerlerde konuşacak, bir şey paylaşacak insan bulamayışından yakınıyor. Bir mektubunda “Birbirleriyle en iyi gecinenler hiç konuşmayanlar, bu ihtiyacı duymayanlardır” diyor.

Almanca öğretmenliği yapmaya gittiği şehirlerde çocukların sevgilisi. Almanca dışındaki derslerine de yardımcı oluyor çocukların. Veliler, öğretmenler, herkes çok seviyor Sabahattin Ali’yi. Kendisi de, etrafındakiler de Sabahattin Ali’nin ne kadar muzip, güler yüzlü, dalgacı, neşe kaynağı olduğu söylüyor sürekli bu notlarda. “Hayatı o kadar da ciddiye almayacaksın”ı sık okuyoruz yine yazdıkları mektuplardan.

Hapse girince gelmeyen mektuplar, yazılmayan cevaplar için sitemler ediyor eşe dosta. Sergide birkaç şarkısını dinleyebileceğiniz kulaklıklar da var. O çok sevdiğimiz bir sürü şarkının sözlerini kaleme aldığı atmosferi çok güzel resmediyor bu mektuplar ve fotoğraflar bana.

Bir yıl yatacağı bir hapis süresi için birine yazdığı mektupta “Dışarıdaki bir insana nasıl hapse düşmek imkansız geliyorsa, bana da bir şey olacak ve çıkamayacağım gibi geliyor. Sanki dışarı çıkmak çok imkansız bir şeymiş gibi.”

Ben sürekli ağladı ağlayacak gibi dolaştım durdum sergide, tüyler diken diken. Kulaklıkları da takıp mest oldum. Nükhet Duru’nun seslendirdiği Melankoli mi dersin, Edip Akbayram’dan Aldırma Gönül mü.

Diğer aldığım notlardan bazıları da şunlar:

“Bir fikrin kiymeti sabit olusu degil, samimi olusundadir. “

“Ben butun romantikler gibi daima icinde bulundugum alemden baska bir aleme gitmeye hasret ceken, fakat bunu imkansiz zanneden bir adamim.”

“Vücutlarımızın değil kafalarımızın birleşmesini istiyorum. “

“Yeryuzunun bana ihtiyaci olmadigi kanaati, her zaman icin yerlesip kaldi.”

Sevenlerine, tanımak isteyenlerine, edebiyat meraklılarına hatta hepinize mutlaka gidin diyeceğim.

Çok şahane NOT: 27 Nisan serginin son günü, geç kalmayın. Ayrıca Cuma günleri küratörlü sergi turu var. 20 kişi ile sınırlı olduğu için rezervasyon yaptırmak lazım. 18 Nisan Çarşamba günü ise Sabahattin Ali’nin Ankara’sı adı altında söyleşi var, kızı Filiz Ali de konuşmacılardan biri. YK Etkinlikler linki için tıklayın.