Kaş
-Yaşıyömüsün sen yeaaaa?
-Yaşıyorum. Senin gibi yaşamıyorum ama.
Ergen çemkirmesi gibi giriştim yazıya ama senin gibi yaşamamakla demek istediğim şu: yaşıyorum ama senin günlük rutinini paylaşmıyorum. Ya da bir şeylerle senin ve çoğunluğun baş ettiği yöntemler yerine kendi yöntemlerimle başediyorum. Etmeye çalışıyorum en azından.
Çok acayip, üniversiteden bir arkadaşım, liseden, oradan buradan, ne kadar geriye gidersem gideyim hepsi bana dönüp Burçe’nin bu yanını hatırlatır. “Bana bir gün bunu demiştin. Hala aklımda. Hep sorguluyorsun. Okurken de, çalışırken de hep yapıyoruz ama niye diye sorgulardın.” derler. Demek ki kendi yolumu aramakta ve yaratmakta, sorgulamakta iyiyim. Eskiden beri tanıyan insanlardan sıkça bunu duyuyorum.
Yine de yöntemlerimle başetmeye “çalışıyorum” diyorum çünkü hala yeterli gelmiyor. Hala kendimi dışarıdan, bir başkasından, birilerinden ayırmaya çalışıyorum. Hala kendi seçimim mi, kendi inanışım mı, kendi sınırım mı; yoksa aileden gelen inanış mı, ha bu yörenin suyu mu, genel geçer bu mu, “olması gereken”, usul bu mu, bu benim seçim mi diye dönüp dönüp bakmam gerekiyor.
Bu aralar birileri çıkıyor karşıma. Hiç hesapta yokken. Evden ne diye çıkıyorum, kendimi nerede buluyorum, kimlerle tanışıyorum. Hikayeler geliyor önüme. Zaten uzun zamandır insanların hikayelerini dinlemek çok ama çok hoşuma gidiyor. Birkaç gündür bana ilham veren bir sürü hikayeyle tanıştım.
İstanbul’dan son parasını bile harcayarak Kaş’a gelmiş. “Nasıl olsa iş bulurum, olmadı iki gün sokakta yatarım ya” diye çıkagelen Kaan, Kaş’a geldiği gün iş buluyor. Sonra Akyaka’da tanıştığım gezerken takı yapıp satmaya başlayan, buradan para kazanan, en son yine Kaş’ta görüştüğüm Cansu; Kaş’a geliyor öylece nomad mantığıyla. Geldiği gün oturduğu cafede tesadüfen bir arkadaşı çalışıyor ve onda kalıyor vs. O zaman konuşuyorduk. Yani bıraktığın an oluyor. Ve baksana güzel oluyor yani. Yasla sırtını evrene. Böyle pamuk pamuk bulutlara yaslanmayı hayal et şimdi.
Sonra Metallica ile tanışacağım diye kafasına koyan Irmak’ın hikayesi. Kafasına koyduğunu yapma hikayesi. Ya da şunu istiyorum dedikten sonra olayların büyüleyici bir şekilde şekillenmesi ve evren çarkların işlemesi. Mektup geldi dünden adlı yazımda bahsetmiştim ya, tam ona çiçek gibi örnek.
 
Şimdi burada kendime iki şey çıkarıyorum. Bize dayatılan, öğretilen sahip olma, garantileme mevzuları var. Evin olsun, düzenli gelirin olsun, sigortan olsun… Olsun mu ya cidden? Ben şimdi hazırı tüketmeye beş kala, tam da tükenmeden bir şeye başlamalıyım kafasıyla, çok da kendimi ait hissetmediğim şeylere bulaşmaya çok yatkınım. Her an aslında istemediğim bir işe girişebilirim bu garantiye alma korkusuyla kendimi. Ama çok acayip bir şey var. Bana acayip tabi, yeni farkediyorum.
Yahu yapmak istediğim, hayalim olan birkaç şey var. Kafamda çok belli. Arabaya atlayıp atlayıp, yollara düşüyorum ya, hepsi yolda şekilleniyor, güçleniyor, besleniyor. O zaman çok cesurca hayal ediyorum. Sürüyorum ama en çok istediklerim o zaman gözümün önünde en canlı haliyle beliriyor. O zaman kendimin en iyi halini gerçeklemek için yapmak istediğim her şeyi biliyorum, buluyorum. Yapacak gücü hissediyorum. Hemen kafamda haritalar oluşuyor fıtı fıt, hoop onu oradan öyle böyle yaparım ederim. Hepsi de mümkün. Ama ne zaman ki geliyorum oturuyorum yerime, Kaş’ta, İstanbul’da vs vs. Aah uzunca geveledim ama söylemekten bile korktuğum şey şu:
Ben aslında yapmak istediklerimi söylemeye bile korkuyorum. İki, üç gündür zikrettiğim şeylere aldığım cesaretlendirici tepkilerden, bir sürü şeyden sonra anlıyorum. Öyleyse yazsam mı buraya.
Bir nereden başlayacağımı bilemiyorum. İki cesaret edemiyorum. Üç istemeye bile cesaret edemiyorum. Ama bak yukarıda bahsettiğim ve henüz burada bahsetmediğim bir sürü insan bana müthiş ilham veriyor cesaret etmek ve istemek konusunda.
İsteyemiyorum bile LAN!
Yapmayı gerçekten istediklerim. Detaylara girmicem ama dur etrafta seslendircem bunları, detaylarını bile. Madalyonun iki yüzü perçinleniyor işte böyle. Bir ben diyorum, bir de karşıdan duyuyorum.
Vay arkadaş nasıl oturduk, yazı nereye gitti yine.. Kafanın haritasını kendine gösteren şey bu yazma işi. Mis.