İstanbul
Son zamanlarda okuduğum bir aşaşitaptan bahsedeyim istiyorum. Yaratıcı İmgeleme (Shakti Gawain). Enteresan bir kitap. Özellikle şunlardan biri veya birkaçına dair inançlarınız olduğunu görüyorsanız:
“İsteklerimi elde etmek için yeterli fırsata ya da kaynağa sahip değilim..
Yaşam ıstırap dolu..
Başkaları yoksunluk içindeyken bolluk içinde yaşamak bencilce ve ahlak dışı bir şeydir..
Yaşam katı ve zor; o bir gözyaşı deryasıdır..
Sıkı çalışmalı ve bir şeyler elde edebilmek için bir bedel ödemeli, özveride bulunmalısın..
Yoksul olmak daha soylu ve ruhen geliştirici bir şeydir..vb.”
Şunu söylüyor. Dünyada sanıldığının (ve ekonomi kitaplarının söylediğinin) aksine, herkese fazlasıyla yetecek kadar kaynak, zenginlik, mutluluk, sevgi var. İstediğimiz sağlık, yaratıcılık, huzur, fiziksel güzellik, bütünlük ya da gerçekleştirmek istediğimiz hedefler düşünme şeklimizi, bakış açımızı değiştirerek, buna inanarak ve arzulayarak ulaşmak mümkün.
Kendi kendimize koyduğumuz engeller, inançlar bizi ihtiyaç duyduğumuz ya da elde etmek istediklerimizden alıkoyuyor. Kulağa biraz Secret gibi gelebilecek olan bu kitabı Secret’ın uçuculuğundan ayıran şey, insan psikolojisiyle kurduğu sağlam bağlar. Eski kadim bilgiler, dinler ve öğretilerle paralellik taşıyan yanları var. İnanan biri olun ya da olmayın, ben ayakları yere sağlam bastığı için tavsiye ediyorum. Yani neye inanıyorsanız “inanın”: Evren? Tanrı? Yüksek ben? Mevzu basit.
Evet hem sosyal medya, hem tüm toplum bizi hep bir şeylerimizin yetersiz olduğuna inandırmaya çalışıyor. Yeteri kadar zengin değilim, yeteri kadar güzel değilim, aslında nelerim yokmuş, yeteri kadar mutlu değilim, yeteri kadar mükemmel, yaratıcı değilim, yapamam, bize denk gelmez ki öylesi, böylesi..
Daha çok istemekte bir sıkıntı yok. Daha azını istemek erdemlilik olmuyor. Evet az çoktur ama sen yüreğinden geçeni elde ettiğinde daha çok verebileceğini ve paylaşabileceğini düşündün mü? Sevgi, para, şans, güzellik, doyum her neyse o?
Burada handikap şu,
Kitapta sevdiğim noktalardan birinde diyor ki: Bir dilekte bulunurken, etkileneceği kişiler için de en iyisinin bu veya bundan daha iyisi olmasını dilemelisin. Mesela işyerinde terfi almak istiyorsun. Bu üstündeki insan işsiz kalsın da sana yer açılsın gibi değil; onun için daha iyi bir şey olabileceğini hayal etmelisin ve dilemelisin. Ya da biriyle yaşamak istediğin o ilişkinin karşındaki için de iyi olacağını dilemek. Bu onun için de en iyisiyse ya da daha iyisi ise. Merak etme. Başka biri, senin için de daha iyisi seni bekliyor olacak. (Güzin Abla’nıza yazın sorularınızı cevaplayayım haha)
Bu önemli çünkü, doğal olarak gelen insani duygulardan fesatlık, haset ve kıskançlığı ayırabilirsek güzelliklerin bize gelmemesi için sebep göremiyorum. Instagramda, orada, burada hayatına özendiğin kişi aslında sana gelecek olan güzellikleri senin elinden almadı. Korkma, istediğin şeylerden senin payında var bu evrende, fazlasıyla.
Ben mesela “Sıkı çalışmalı ve bir şeyler elde edebilmek için bir bedel ödemeli, özveride bulunmalısın..” inancını taşıyormuşum, bunu farkettim. Bedel ödenmeli. “Durun abiler ablalar, ben şu an mutluyum ama nelerden geçtim biliyor musun?” diye açıklama yapmak ister gibi arabesk bir tat vardı dilimde.
Yaşamımla, kendimle, etrafımdakilerle mutluyum, tatminim. Hem de çok. Derinlerdeki arzularımı, ihtiyaçlarımı duyabilmek için, kendimin en iyi versiyonunu gerçekleyebilmek için kendimle çalışıyorum, bir şeyler yapıyorum. Bunu da zorlamayla değil doğal akışa teslim olarak yapabildiğime inanıyorum. Hayatımda “risk”ler alıp yüreğimin götürdüğü yere gitmekten çekinmiyorum. Cesurum ve bunun karşılığını da alıyorum. Şu an itişip kakışmadan güzelliklerin gelip beni bulduğu bir hayata sahibim. Bunun için mücadele içinde olmam gerekmiyor. Sadece bu dünyada var olduğum için ve ben olduğum için hakettiğim şeyler bunlar. Senin de. Hepimizin. Evet kötülükler yok mu,hayatın iniş çıkışları, çeşitli duyguları yok mu? Ya da insanlar bu kitabı okursa mültecilikten, savaştan, şiddetten vs vs kurtulamayacaklar belki? Ama biz iyiyiz ve iyi olmayı isteyebiliriz? Aldıkça etrafımızla daha çok paylaşabiliriz bu güzellikleri. Zaten bu savaşı çıkaranlar da her şeyin yeterli olduğuna inansaydı.. Neyse anladın. İlla büyük dünya problemleri çözmene gerek yok. Kendi dünyanın mikro problemlerine bakışını değiştir yeter. Neşe, mutluluk, güvenlik hissi, sevgi. Bunlar bulaşıcı. Kendiniz için istemekten çekinmeyin. OH.
Dile de dikkat etmek lazım. Kelimeler büyü bence. Seçtiğin kelimeler seçtiğin hayat oluyor. Şakası yok. Negatiften ziyade olumluyu kullanmak lazım. “Mor bir orangutan düşünme!” dersem sadece mor bir orangutan düşünürsün. Zihnin işleyişi böyle. Kökünü alıyor, devamına bakmıyor. Sen etrafına negatif kökleri konfeti gibi saçarken zihnin o kökleri tutup, sana o seçimleri yaptırıyor zihnin arka planında. Bir de olacak edecek gibi gelecek zaman değil, şimdiki zamanı kullanın. Bu iki madde önemsiz gibi gelebilir ama bana inan! J
 
Ben artık aksi ısrarcılıktaki insanları etrafımda tutmak istemiyorum. İltifat avcıları, para dırdırcıları, negatif insanlar, kıskançlar. Güvenlik, sevgi, inanç için yoklunluk duygusundan bolluğa davet ediyorum hepsini ve şevkatle sarılıp yoluma devam ediyorum. Yok be ne sarılcam.:)
Hala okumaya devam ediyorum. Okudukça aksi inanç kalıplarımı farketmeye ve şimdiden faydasını görmeye başladım. Daha pek çok konuya değiniyor kitapta. Benim gündemim buyken, bu konuda kalmaya çalıştım. Size de düşünce kalıplarınızı, engellerinizi yakalamak, değiştirmek için ilham versin kitap.
Good things come to those who waits.