Kaş
“Ne kadar süre burada kalacağınızı bilmiyorsunuz. O yüzden en iyisi teslim olun.” dedi D Hoca. Dizler bükülü, vaişaka’da bekliyorduk zaten kim bilir kaç nefestir. Sekizi geçmişti. Surrender! Sonra çoğu zaman vaişakalarda geldi bu söz aklıma. Bugün de olduğu gibi.
Saatimi kalkmak gereken en geç, en erken saate kuruyorum. Yoga yapıp, kahvaltı edip evden çıkabileceğim bir saat. Zira sınava gideceğim. Ve ondan önce uyandığımda bana hediye oluyor. Bugün 6:30’ta uykumu almış şekilde uyandım.
Geçen gün birini arayıp bir şey soracağım. Bülbüllere danıştım. Beste dedi ki: You have “no”; “yes” you can get.  Yani zaten “hayır” var elinde, ama belki evetcevabı alırsın.
Bugün motor sınavında da öyle. Kalmak evet ama geçerim belkiJ Konumuz bu değil tabii.
Niyet ettim zaten at pozuna. Yogamı yapmaya devam ederken, daha başlardayım, birileri, bir şeyler kulağıma fısıldıyor: “Çökmeler çok zor ve sıkıcı değil mi ya?” Sıra at pozuna gelince yaptım yine bugün. 4X3. Mesela bunun da sınırları belli, kaç nefes. Öylesi de kolayıma geldi yine. Gidip de sınırda hissedince bir nefes daha fazla alayım diye düşünmeden. Zaten odamda yoga yaparken mayurayı yaparken yerdeki karelerin çizgilerinde ellerimi nereye koyacağım da ayaklarım süpürgeliklere tam gelebilecek, ati kranta yaparken çizgilere göre matımı nasıl sereyim de ne soldaki kapıya çarpayım, ne de komodine; matta soğumalara geçtiğimde nerede durayım da kollarım sağa sola çarpmasın. Hepsi 4X3 hesabı gibi, kendi kalıbına sadık. Ya da kendi kalıbına mahkum.
Hım. Teslimiyet. Bir şey yine bana yogada şunu düşündürdü. Ben ilişkilerimde de çok temkinli olabiliyorum. Teslimiyet zor bir konu. Çünkü kurulan her ilişki güzellikleri kadar, riskleriyle de geliyor. Ben o riski almaya hazır mıyım? Hm. Zorlanıyorum yani. Eh teslim olmadan güzellikleri alabiliyor muyum? Olduğu kadar. Verebiliyor muyum, onu da bilmiyorum. Yoga yaparken daha netti kafam. Şimdi yazarken darma duman.
Defne Hoca dün eski yazılarından birinde tam sözleri bu olmasa da “eski kalıplar duruyordu ve ben yogacı’yı oynuyordum” yazmış. A ben mi o acaba. Hani bazen? O zaman bu şarkının vaktidir.
SINAVA GİTTİM GELECEĞİM! Hem o yolun (Kaş- Kınık) virajlarını niye sevmiyorlar ki? Benim en sevdiğim yollar virajlı, deniz kenarı, orman içindeki yollar. Bak hediye cepte bile.