Photo: Adrian C Murray
Instagram: @adraiancmurray
Kırmızı çadırdan merhaba!
Size bunu yazarken benim eşek arım geldi. Kaş’ta değişik tipte bir arım var. Evcil hayvanım bir arı evet. Geliyor. Eve girip, turlayıp gidiyor sonra. Ben de çırpınmıyorum. Doğayla uyumlu yaşayacağım ben!
Bazen acaba minik bir drone mu bu? Biri beni izlemeye evime her gün gönderiyor mu diyorum. Manyaklığa bak.
Bugün JP Sear’ın How to Make Everything About You videosunu izledim. Bu sarkazma bayılıyorum ben. “Nasıl her şeyi bizle ilgili hale getiririz?” Her şeyin benim hatam olmasını sağlarım, kötü şeylerin bile. Çünkü eğer benim hatam ise, benle ilgilidir. Benimle ilgiliyse de önemli hissederim. Tüm ilgiyi kendime geri çevirip, kendimi kurban gibi göstermeyi severim. Kelimenin tam anlamıyla kendimi suçlu konumuna düşüremeyeceğim pek şey yoktur.
Bak dur dur yazdıkça neler geliyor aklıma.
Şimdi yanlış bir şey mi yaptım, yanlış bir şey mi söyledim durumlarım vardır. Bende bunlar içimden geldiği gibi davrandığım zamanlarda çok olur. Eğer içimden geldiğince davranıp, pek de kendimden emin olamazsam, üzerime yakışmadı gibi bir arafta kalırsa, başlar bu plak. Bazen bir yerde kalkıp yürüyemeyeceğimi hissettiğim zamanlar olur. Ta ki ben gerçekten ben gibi hissedene kadar.
Niye her şey seninle alakalı olsun ki Burçe’cim? Kendini böylesine önemli hissetme ihtiyacı nereden geliyor? Niye doymamış orası? Ya da kim öğretti sana önemli hissedilmesi gerekliliğini?
Mesela şöyle bir çocukluk anım var. Hatırlamıyorum tabii ama duyarak büyüdüm.
Şimdi kurmaca okurları/yazarları rica edicem gülmek yok bak!
Ben daha küçükmüşüm, böyle konuşmayı bilmiyor henüz ama yürüyorum sağda solda. (Ne acayipmiş o da?) Annemin bir arkadaşı bizde, salonda oturuyorlar. Bana sorular soruyor. (Balerin diyelim.) “Aman da balerin mi olcan sen büyüyünce” gibi bir şey soruyor. Hoş beş ediliyor bilmem ne. Ben sonra gitmişim. İçerideki dergilerden birini tutup getirmişim. “Türkiye’nin İş Kadınları” gibi bir şey. Ih demişim. Ben iş kadını olcam. Ahahaha. Öyle sıradan bir şey olamam di mi. Kocaman bir şey olcam. Annem anlatsın bunu size. Annem daha heyecanlı ve abartarak anlatıyor. Canım yaJ
 
Şimdi böyle bir hikayesi olan Burçe başka bir şey olabilir mi. Olur inşallah. Bugün instagramda takı sayfalarında kaybolmuşken yine içimden geçirdim. Yah keşke tasarım okusaydım diye. Yaş 27. Okullar okunup bitirilmiş, çalışılıp bırakılmış. Sar başa. Ne olsam, ne yapsamJ
 
Bir yandan müthiş özgürlük. Havadaki ihtimallerin kokusunu çok seviyorum. Bir yandan komik de. Proje makinası gibiyim. Rock FM’de Rabarba programı ile tanıdığımız canım Mesut Süre’nin bir jingle’ı vardı. Boza Shot! Sonunda da off 6bin lira lazım fln diyordu. Buldum twitlerini de ahaha.

 

Durun arkadaşlar nereye gidiyorsunuz?
Serbest çağrışım ile yaptığım konuşmada çıkanlara gülüyorum. Napayım gülmeyip? Kendimi mi keseyim? Alındığım şeylere bakıyorum, dönüp çuvaldızımı kendime saplıyorum. Yoluma devam ediyorum. Glutensiz ve şekersiz hem de. Zordu önceki haftalarda. Bütün gün bir şey yiyesim var. En kötü sakız ciğnemeliyim. Bitmeyen bir oral tatmin arzusu. Gören 20 yıl sigara içip yeni bıraktım sanır.
Sonra bugün regl’den ötürü yoga yapamıyorsam, yoga okuyayım dedim. Hoca’nın Şirince’de bize attığı, derlenmiş shadow yoga notlarında kaldığım yerden devam ettim. Bazılarını okudum ama tekrar okuyorum. Kaçıncı kez bilmiyorum ama orada hep parlayan paragraflar oluyor benim için. Öğrenip, öğrendiğimi sandığım, öğrenip unuttuğum, artık uygulamadığımı farkettiğim bir sürü noktayı görmek çok iyi oluyor.
Ama bu henüz napacağını bilmeyen, ama şu aralar yaptığını seven ben sizle hocamın alıntıladığı bir alıntıyı paylaşayım. (Kızım bize ne senden yazısında bulabilirsiniz.)
Ruhumuzun ele avuca sığmayan akışını gözlemek, onun karanlık derinliklerine kadar inmek, türlü hallerindeki bunca incelikleri ayırdedip yazmak, zannedildiğinden çok daha zahmetli bir iştir. Sonra bir taraftan bu işin o kadar başka, o kadar garip bir zevki de vardır ki insanı dünya işlerinden, hem de en değerli dünya işlerinden çekip alıyor.(Montaigne)
Bir de yazmaya niyetli biz kurmacastana’cılar için ve daha neyle uğraşıyorssak, ona ilham olması için şu linki de paylaşayım: