Bir sürü fikirle doluyum. Ne yapsam ne etsem’e dair. Ama sonra bir an geliyor ve tüm hevesim kaçıyor. Korkuyorum. “Tutmazsa. Aman kim napsın. Olur mu, olmaz mı.” Asıl içime sinen şeyi bulduğumda umarım bunların bir önemi kalmaz ve her şey yolunda gider. Beyin fırtınasına ek bir de fizibilite çalışmaları yapmam lazım. Kendime söz verdiğim üzere dün iki gatilik ar-ge çalışmamı yaptım yani. Bir de kumpir yaptımJ Çok güzel oldu benceJYemek yapmak konusunda hiç pratik olmadığım ve üşendiğim için bende durumlar böyle.. Hayır çıkan bulaşık vs aşırı yorucu değil mi ya.
Tabi bu tutar tutmaz kaygılarıma ek bir de “yanlış mı anlaşıldım, ay şöyle mi düşünüldü, yanlış bir şey mi söyledim”ler başlayınca akşam artık dayanamayıp son kalmış yarım rulo katı gömdüm. Bir kutu rulo kattan evde bir tek o kalmış allahtanJMarkete de gitmeye üşendiğimden iyi oldu. Bu sabahki böreklere direnmem de büyük bir adım oldu. Günlerdir gluten ve şekerli ne varsa yiyorum. Bu yeniaydan sonra mini ödül artık şekerli glutenli beslenmeye döndü çünkü. Duygusal açılımları malumumuz. Endişe ve kaygı arttıkça yiyorum da yiyorum. Tamamen yemeyeceğim demiyorum ama şu hunharca yeme silsilesinin dışına çıkmam şart.
Evdekileri denize yolladım ve yazmaya 14:30 sularında oturabildim. JSabah yogamı geniş ve uzun tuttum. Bence yine listeye işaret koyar gibi bir yoga oldu benimki. Ama geniş zamanda tüm balakramayı yaptım işte. Dizlerimden gelen sesler de efsane. Yolda yürürken bile duyuluyor şu an. Susama bulanayım tekrar. Kuruyemiş de yemiyorum. Neyseki ağrısız çıtırtılar diye üzerine düşmedim.
Virastanalar’da tutun kollarımdan düşerim şimdi diyecek haldeydim. Dünden daha iyiydi ama. Dün bükülüyordu dizlerim istemsizce?
Sonra dün kurmacadaki karakterim küfürlü konuştuğu için utandım biraz. Aklıma geldikçe gülüyorum ama. Yoga yaparken bile geldi aklıma güldüm. Napayım, otosansür uygulamayayım dedim. O değil de çok uzun zamandır hatırlamadığım yüzler geliyor aklıma. Hocamın şu yazı dizisi çok iyi açıklıyor.
Son günlerdeki yoga çalışmalarım çok yüksek sesle ve çok konuşan zihinle gidiyor. Gelecek planları, ay nolmuştu. Baya kendimle sohbet havasında. Kaptırmış oluyorum.
Çok yazıp hiç bir şey söylemedim gibi hissediyorum. Ama kendimi rutine oturtup, gelen gidenle dağılmayıp, 31’inde Burçe’ye söyleyebilecek şeylerim olsun istiyorum. Verimli zaman geçirmek istiyorum aslında. Hocamın bir yazısında okuyup hemen hayatıma, yogama yerleştirdiğim cümleler şöyle: “Sahip olduğum şeyler için şükürler olsun. (Şans, sağlık, dostlar, aile, vs vs) Yapmak istediklerimi yapmak için (bazen bulmak için) bana ilham, şans, cesaret, güç ve heyecan ver. İhtiyacım olan neyse onu almaya hazırım. Bilmem gerekn bir şey var mı?”
Dün sabah mesela benim kalp kırmama neden olma diye dua ettim. Kırdıklarım varsa, düzeltmek için fırsat ver bana. Nereden geldi bilemiyorum.
Geçen gün eski yazılarından birini okudum Defne Hocamın. Her gün bizi besleyen şeyleri yapmak fikri ve tüm yazı çok iyi geldi bana. Biraz onu yapmaya çalışıyorum. Çünkü ucunu bırakırsam geçen bahardaki İstanbul’daki karadeliğime saplamamın çok da uzak olmadığı hisseder haldeyim. O yüzden de sangha’nın paçasına yapıştım ve çekiştiriyorumJ Bana “hadi evet koşuyoruz, coşuyoruz arkadaşlar” durumu gerektiğinden değil. Hepimizin gün içerisinde ne gibi duygulardan geçtiğini, bir sürü şey yaşayıp devam edildiğini görmek gerçekten güç ve ilham veriyor. Gerçek ve samimi duygular. O zaman yalnız olmadığımı görmek, hep söylediğim, söylediğimiz gibi. Bir şeyler bir şeyler.