Çukurbağ Yarımadası
Yogama döndüm. Sabah erken kalkmaya niyetlenmiştim. 6:30da alarmla kalktığımda Beste bülbülü sabah 6’da kalkmıştı, mesajını gördüm. Uykuya yenik düşüp, 8de kalkıp zar zor attım kendimi samapada’ya.
Bütün istemeyerek yataktan kalkmama rağmen, yerime geçtiğimde oradaydım gerçekten. Nasıl kalkamadığımı da anlamıyorum o zamanlarda. Udiyanasız, mayurasız, ati kranta ve twistsiz sakince yaptım tüm balakramayı.
Sonra dün tamamlamıştım öykümü. Kalkıp üzerinden geçtim. Sonundan memnun değilim ama şimdilik nihayete erdi bu öykü de. Önceki öyküm de aldığı yorum ve eleştirilerle yeniden yazılıp, başlık almayı bekliyor benden. Olsun. Dursun. Öncekine gelen yorumlar şimdikileri de etkiliyor. Kümülatif gidiyor bu süreç.
Dün akşam eve dönerken hadi yürüyüşe çıkalım dedim. Eve girdiğimde hevesim kaçar gibi olsa da, Kaş’a geldiğimden beri yapmayı istediğim, “aman başka zaman, daha dur neler yaparız” dediğimden, sıcak havadan hiç cesaret edip yapmadığım şeylerden biri bu. Yarımada koşmak, yürümek.
Güneş ışınları eğik gelmeye başlamış, en güzel renginde. Mis gibi, Coldplay şarkıları tadında bir gün.
Başladık yarımadanın Meis’e bakan ucuna doğru yürümeye. Sonra hadi buradan aşağı inelim diyip şahane bir gün batımı noktası bulmuş olduk. Hava da püfür püfür esiyor. Manzaranın güzelliğini tarif etmek zor. Fotoğraflar yetersiz.
Daha da güzeli rastgelelikle karşımıza çıkması. Yok aslında oraların güzelliği baki. Arabayla bazen yolu uzatıp, bir de şu taraflardan geçeyim göreyim istiyorum ara ara. Spontanlıktan gelenin güzelliği başka. Dünkü mevzu, canlanan keşfetme heyecanı sanırım.
Bunu yogama da taşımayı diliyorum. Daha çok çökme, daha çok merak, daha düşünmeden, hissederek. Ezbere bağlıyorum çünkü.
Daha yogaya başlamadan, yollara düşme isteğim körelmişti. Onun yerine durayım. Düzenime, rutinime gömüleyim isteğim geri geldi.
Ya da dilemekten, istemekten vazgeçmek?
Yok yok. Denedik gördük. Öylesi rotası olmadan, nereye gittiği belli olmayan haller. En azından rota belli bir yere doğruyken kaybolmak süreçte.
Öyleyse niyetlerim şunlar. Bunları belirleyince daha kolay oluyor işler.
Yeni bir öykü daha, her gün yazmayı sürdürmek.
Bir roman, bir de öykü kitabı bitirmek, iyi mi?
Hissederek, ezbere bağlamadan yoga. Erkene çekemedim bir de. Ben bir Beste’ye yazayımJ
Her gün ar-ge’ye vakit ayırmak. Son günlerde yapamaz oldum. Salladım bu kısmı.
Bir de 31’indeki Burçe’yle randevumuz var.
O arada da yeme, içmeye de dikkat edeyim.

Önceki ay hislere, içsel mevzulara niyetlenmiştim ama zihin işi gibi olmuş. Bence onları değiştiren dönüştüren günlük rutindeki bu diğer işleyişler olabilir. Bakalım.