Bir süredir çok dizisizim. Oturup film izleyemeyecek kadar dikkatim dağınık ama sezonlarca dizi bitirebiliyorum. Oldu da bir film izlemeye koyulduysam onu da dizi haline getirip yarımşar saatlerle izleyebiliyorum. İstem dışı yarım saat sonra odağım değişiyor. Tadı tuzu kalmıyor tabi. Zaten 21:00’den sonra sinemaya gitmem. Akşam o saatten sonra evde, sinemada uyumadan film izleyebilme sürem 15 dk. Tüm gün kaptırıp izleyebildiğim dizi zaten kolay kolay çıkmıyor karşıma. Ya da var ama benim bir türlü o diziyi izlemeye modum olmuyor. İzlemeye değer bulsam da kafası gelmesi lazım. Başlayamıyorum. Bir sürü şeye, bir türlü başlayamadığım gibi.

Şimdiden itibaren Perşembe günlerini dizi / film tavsiyesi günü ilan ettim. Allah bana süreklilik, istikrar versin. Amin. Ama bak websitem çiçek gibi oldu. Bunun hevesiyle götürmeyi umuyorum.

El yazım yıllar ilerledikçe aşırı çirkinleşmeye başladı. Bırak başkasını; yazıp, kendi yazımı okuyamadığım çok olur. Lisansta ve Yüksek Lisansta sınavlara kendi notlarımdan çalışırken baya kötüydü bu durum:) Cross check etmem gerekirdi başka notlarla, haha. Ama yeni deftere başladıysam hep çok güzel yazıyorum. Birkaç sayfayı geçmiyor tabi:) Heves konusu bende böyle işte.

Sevimsiz, ne kış ne yaz havaları hakim şehre. Evde yapılacak harika iş dizi izlemek. Hem de benim gibi yeni bir şeyler oluşturmanın, üretmenin sancısını çekiyor ve sosyal atomunda Shiva gibi bir yavru dışında kimsesi kalmamış biriyseniz bölümleri yutarcasına izleyeceğiniz dizi sizin dostunuz.

Gelelim La Casa De Papel’e! Niyeyse uzun zamandır Netflix’te gördükçe El Chapo ile karıştırıyorum. Espanol  olduğundan mı. Şu kırmızı tulumlar ve maskeler de beni bir türlü çekmiyordu. Netflix üyesi değilseniz ille de görmüşsünüzdür birilerinin Instagram storylerinde. Şimdi de benden duyun. Bence izlemeye koyulmanın tam vakti. So far sooooo good!

En sevdiğim şey ortasından başlayıp sizi anında olaya dahil eden diziler, filmler, kitaplar. Diyorum ya zaten dikkatim aşırı dağınık. Bu yüzden La Casa De Papel direkt sizi konunun içine alıp, heyecanı hep aynı seviyede tutarak ilerleyecek. Daha ilk sezondayım ama bu haftasonum yerim ben bu diziyi. Benim izlemeler Shiva’nın yanıma gelip miğhk diye ses çıkarmasıyla bölünüyor sürekli. Bu çiş ve kaka geldi, beni dışarı çıkar demek. Ya da “suyum bitti, doldur hancı!”. Ya da beni sev diye geliyor sıpa. O zaman yere yatıp patilerini yüzüne koyuyor, suratını ısırdığım çocuk!

Konusu bir darphane soygunu. Ama beyle vurdulu kırdılı sevmem ben deme. Seviyorsan da durma. Ben böyle zekice planlanmış işleri izlemeyi seviyorum. Akla Prison Break geliyor. İlk sezonu tabi!  Karakterleri çok güzel, tadında işlemişler. (Ne demekse o?) Şu demek, hepsinin hikayesi var. Ve heyecanı kaybetmeden, merakı öldürmeden hepsine girip çıkıyor. Zaten İspanyolca harika bir dil. Derdimi anlatacak kadar öğrenip unuttum sonra bu dili. Ama şimdi duymak harika oluyor. Ayrıca tipik, amerikan vari karakterlerden farklı bu latin ateşliler. O güzel bak.

Hadi duymadım, bilmedim kalmasın. Netflix’e aylık ücretsiz deneme kaydı yaptırabilirsiniz. O arada sömürün. Sonra da bakarsınız. Ben üyeyim. Daha başka önerilerim olacak.

Trailer için buyursunlar👉🏻 https://www.netflix.com/title/80192098

İzliyorsanız siz nasıl buldunuz? Başka buna benzer dizi önerilerinizi benimle paylaşırsanız çok sevinirim. Yorumlara eklerseniz diğerleri de görür, hayat bayram olur. Öptüm😘❤

Not: Netflix’e eleştirim var! İngilizce çevirileri bazen o kadar saçma oluyor ki. Napıyorsun, koskoca Netflix’sin. Kime çevirttiriyorsun allah aşkına. Kimseden geri bildirimde mi almıyorsun? Sınırlı İspanyolcamla bile bazı yerlerde kekomançilik yapıldığını gördüm. Aferin nitfiliks.

Kendime not: Bir daha kötü çeviri gördüğünde geri bildir öyleyse.