Dünden beri şu aklımda. Dış düşman, ortak düşman.

Londra metrosunda bombalı terör saldırıları olduğunda yapılan bir araştırmada aileler evde birbirlerine daha çok kenetlendiği, çocuklarına daha iyi davrandığı sonucu ortaya çıkmış. (Ölçme metrikleri neydi bilemiyorum.) Nedeni şu, dışarıda bir düşman var. Ve birlik olmalıyız. 

Benzer “dış düşmanı” yıllardır yakından tanıyoruz. Birlik olma duygusunu Yunan’a karşı, Kürt’e karşı, Suriye’liye karşı pompalayıp durdular. Neden? Çünkü bak bizim bizden başka dostumuz yok(!) 

Dün gördüm kaynağını da kontrol etmedim. Ama Mark Zuckerberg corona tedavisi için araştırma kuruluşlarına Facebook adına 20 milyon dolar bağışlamış. İtalya’ya Avrupa’da kapı komşuları maskeyi bırak, hiç bir yardım yapmazken Çin, görevli doktorları, sağlık ekipmanlarını ve araştırma uzmanlarını desteğe yolladı. 

Avrupa birliğindeki küçük(!) çatlak dışında dünya ortak bir dış düşman bulmuş durumda: Corona Virüsü. Dün birbirine paspas altından nükleer gösterenler bugün birbirlerine Türk-Müslüman (sağ el sol göğse götürülür) selamı yaptı yapıyor. (malum tokalaşmak: No!)

Yani bu corona günlerinde ilişkiniz iyi mi gidiyor? Endişelenmeyin, geçer! Lşdflkvflkfdjkl

Yok ayol. Diyeceğim şu. Gerçekten sen deli gibi tedbir alsan da hemen yanı başındaki hijyene, sağlığa dikkat etmiyorsa sıçtın. Ülkece, dünyaca dayanışılıyor. Ne güzel.

Benim mikro hayatımda şöyle şeyler oluyor. Dün bir liste paylaştım Instagramdan. Tanımadığım biri de bak seversin belki diye kendi listesini yollamış. Müzikle köprülerde buluşuyoruz.

Duygulanıyorum. 

 Listelerim güzeldir ablam! Bakın derim. California güneşi yaşıyor kafamın için çünkü. Evet azıcık manipüle ediyor olabilirim. Yok ama korkuyu ya da bütün duyguları hissetmekten kaçmıyorum. Hepsinden geçiyorum. No worries!

Ya da ne zamandır duymadığım birinden her şeyin yolunda olup olmadığını sorması, temennisi yine kalbimi ısıtıyor. Bu kocaman, ama hepimize dar gelen dünyada her bir dokunuş(!) gerçekten içimi ısıtıyor.

Biri şey paylaşmış, “Yaşlı, tek yaşayan komşularınız varsa onlar için alışverişini siz yapın.” Not edildi. 

Tam da söyleşilere başlamıştım.Bu tedbir sürecini en başından beri ciddiye alsam da, kendimi konukları gelip gelmez mi diye yoklarken buldum ikidir. Siz okey derseniz gelirim gibi. Sonra utandım kendimden. Deli misin, bir dur. Dışarı çıkma, sorumluluğunu hem kendi adına al, hem başkaları adına al derken kendine takılmak işte. Neyse onlar aklı selim çok şükür.

Dün hiç evden çıkmadım. Günlerdir sabah yogamı aksatmadan yapıyorum. Bak biraz kendime iyi bakma şeklimi anlatayım mı?

Bunlar corona önlemi değildir. Ben uzman değilim. Ayrıca Robert Svoboda’nın Ayurveda kitabında (Prakriti- Your Ayurvedic Constitution) şundan bahsediyor. Nasıl ki doktora gittiğinizde kanınıza bakıyor, size özel ilaç yazıyor, size özel tedavi uyguluyor; yiyeceklerden birine iyi gelen bir şey herkese iyi gelecek diye bir  kaide yok. Diğer bir deyişle; birine ilaç olan bir şey, bir diğerine zehir etkisi yapabilir. 

Not: Robert Svoboda Ayurveda için önerebileceğim güvenilir bir kaynak. Batılı bir eğitimden geçip, gidip doğuda Ayurveda üzerine uzmanlaşıyor ve yıllardır alanında önemli bir isim. 

Ben bedenimi tanımaya, bana neyin iyi gelip gelmediğine bakıyorum son yıllarda. Dolayısıyla kendi deneyimimden bahsediyorum. Siz de kendinizinkinin peşinden gidebilir, bu dönemde belki biraz daha bedene yakınlaşıp, buralara bakabilirsiniz. 

Ben de bu Ayurveda kitabının devamını okuyacağım sözde ne zamandır. Yapacak şey o kadar çok ki. Zaman yetmiyor açıkcası. Yine de dışarı çıkma özgürlüğü elinde olsun istiyor insan ve dün hiç çıkmadım. Ama arabaya atlayıp turlasam mı diye fıldır fıldır düşündüm. 

Neyse. 

En önemlisi rutin oluşturmak bence. Ben geçen sene en boktan zamanlarımda bile bir rutin yakalamaya çalıştım. Şu anda da devam ediyorum. Sabah ilk iş yemeden, içmeden yoga. (Blogdaki eski takipçiler bilir belki önemini) Çünkü bu kocaman zamanı, aslında en çok beklediğimiz ama elimize gelince n’apacağımızı bilemediğimiz şeyi, rutine oturtmak bir sürü kaygıyı uzaklaştıracak bizden. Ayrıca üretkenliği de müthiş arttırıyor. Şu kitabı çok seviyorum. Ara sıra açıp okuyorum hala.

Yoganın hemen ardında suyla temasa girmiyorum. Bir şey yiyip içmiyorum. Hatta bu sabah 4:30 gibi uyanıktım. Baktım uyuyamıyorum ben de yogamı yapayım dedim. Zaten karanlıkta, güneş doğmadan yapılanı makbul. Sonra uyudum.

Aç karnına ılık suya (hatta sıcak bile olabilir) limon ve bir çay kaşığı organik elma sirkesi. Onu içiyorum. Sonra kahve. O beni genelde bir saat oyalıyor ama bazen de direkt protein ağırlıklı kahvaltı. 

Hamurlardan uzak duruyorum son birkaç haftadır. Canım çekinde yiyorum da noodle, tatlı bişiler. Öğünlere bir avuç yağsız pirinç pilavı koymuştum zaten. Bu glutensiz vs beslenmek değil ama zaten sıkılaşmak isteyen benin yaptığı bir şey. Önceki yazıda dediğim gibi stok yapmadım bir şeyi. İtalya’da bile açıklama yapan Türk biyolog haftada bir dışarı çıkabildiklerini ve marketlerde erzak bulma sıkıntısı olmadığı söylüyor. Zaten bizi de makarnaya boğacaklarmış. Oh! 🙂 O yüzden sakinim.

Akşam üzeri biraz kaygı, üzüntü, yalnızlık, melankoli bastırabiliyor ikidir. O zaman da spor. Freeletics indirmiştim iki üç hafta önce. Evde kendi başına minicik alanda bile yapabiliyorsun. Artık spor salonuna da inmeyeceğim.

Dün okuyarak, biraz video editleyerek geçti totalde. Bugün temizlik. Şımarmalar. 

Evde sürekli anneme gidiyorum. Ne kadar şakam varsa üstünde deniyorum. O da bana geliyor. Gülüyoruz, arada kayıplara gözlerimiz doluyor. O benden saklıyor ama ben hüngür şakır ağlıyorum. Sonra anneme danslar, taklitler, performanslar. Arada corona savaşları. “O öyle daha hijyenik”, “hayır abartma!”lar. Hahah temiz delilik. Zaten en boka batıyorum anında “Acaba Meghan Markle şu an kendi temizliğini yapıyor mudur? Yok ya eve biri geliyordurdfglkerklgkl”. “Çiftler yapıyor mesela? Nasıl sevişmeler? Partneri beyaz hacı şakirle yıkıyor musunuz?” Anlatsanıza beni bir dert sardı. Şaka şaka. (sen şaka yapma btt)

Ay yapamayacağım ya, ben ne önerisi vereyim allaşkına? Valla kendinize iyi bakın. Kendinize iyi geleni en iyi siz biliyorsunuz. Onu bulun, oradan devam. 

Neyse hadi film izliyim. Çok yoğun bir program beni bekliyor ahahahha.

İyi delirmeler.

Öptüm.

Burçe