BOHEMIAN RHAPSODY

İlk başta önceki yazıma gösterdiğiniz ilgi, geri dönüşler ve paylaşımlar için teşekkür ederim. Bana Shiva ile yalnız olmadığımızı hissettirdiniz ve kulaktan kulağa yayılan bu gibi hizmetlerin kalitesi ile ilgili paylaşarak önemli bir iş yaptınız. Umarım ileride bir başkası daha köpeğini CB’a gönderme hatası yapmaz.

Gelelim Bohemian Rhapsody’e. Çok uzun zamandır, sabırsızlıkla beklediğim filmi geçen hafta izledim. MUHTEŞEMDİ. Nihayetinde film biyografi olduğu için SPOILER uyarısını gözardı edebilirsiniz. Ya da izledikten sonra da okuyabilirsiniz. Filmin gerçek hayat ve kurgudaki farklılıklarından bahsedeceğim. Ayrıca filme hazırlık aşaması, kamera arkasından bahsedeceğim. 

Başlamadan küçük not: Film Türkiye’de yaklaşık 150 salonda gösterilirken mesela Müslüm 850 salonda gösteriliyor. Bunu da not düşmek isterim. Tabii gösterim saatleri de kısıtlı. Henüz gösterimdeyken güzel bir salonda izlemek şart! 

Spoiler Alert!

Freddie Mercury’i canlandıran Rami Malek’i Mr. Robot’ta gördüklerinde. Benzerlik? Bence muazzam. Daha da güzeli ise, hem Malek hem film ekibi Freddie’nin tıpatıp aynısı yapmaktansa Rami’nin Freddie’sini görmeyi ve Freddie esansını yakalamayı amaçlıyorlar. Rami’nin takma diş takarken koyu renk lens kullanmayışı bu yüzden diye düşünüyorum. 

Yine aynı şekilde Malek, konser sahnelerinde koreograf ile çalışmak yerine hareket hocası tercih etmiş. Live Aid konseri hepimizin hafızasında Freddie’nin neredeyse tüm hareketleri canlanabilecek kadar güçlü yere sahip. Bir koreografla çalışıp saniye saniye o hareketleri ezberlemeyi reddediyor Rami. Gerekçesi ise Freddie’nin çok spontan olması. Gerçekte kestirilemez biri ve hareketlerini anın içinde, içinden geldiği gibi yapıyor. Rami bunun kendi içinden organik olarak gelişmesini istemiş. Sonrasında sahneye çıktığında zaten gelmiş o duygu. Ve çekimler her bir bakış, her bir dudak hareketi, her bir adım için tek tek detaylarla uğraşılarak yapılmış. 

Etkileyici olan ise film çekimine ilk olarak Live Aid konseri ile başlıyorlar. Yani tüm oyuncular ilk kamera önüne geçtiklerinde gerçek grup üyelerinin de aralarında bulunduğu 4000 kişilik gerçek izleyici ile stadyum konseri sahnesiyle başlıyorlar. İşin güzel yanı ise Brian May, Roger Taylor ve John Deacon’dan geçer not alıyor Rami’nin ortaya çıkardığı Freddie. Tabii ki filmin yapımcı kadrosunda bulunan üyeler ile çekimlerden çok önce tanışıyor Rami. Rami, film için şan ve piyano dersi alıyor. (Yatarak piyano çaldığı sahneyi hatırlayalım!) Rami’nin seslendirdiği şarkıları deneme kayıt olarak grup üyeleriyle paylaşıyorlar. Roger’ın evinde tanışmak için buluştuklarında Rami’nin şarkı seslendirdiği videoyu ilk kez tanıştıkları gün Rami’nin yanında izliyorlar. Yani düşün Rami’sin ve seni, senin yanında kritik ettikleri ilk ana şahit oluyorsun. Dişlerimi sıkmadan düşünemiyorum bu anı. Huh! 

Şöyle deli detaylarla dolu tabi tüm süreç: Roger’ın film için şart koştuğu şey ise kendisini canlandıran Ben Hardy’nin bir şarkıdaki tüm zamanların en önemli davul solosunu gerçekten perform etmesi! Tabii ki öyle oluyor.

Filmin kurgusuyla gerçek hayat arasındaki başlıca farklılık konularına ilk örnek ise: mesela grubun kuruluşu. Filmde Smile grubunun solisti ayrılınca Freddie devreye giriyor ama gerçek hayatta zaten sanat okulundan arkadaşlar. Ve Freddie zaten grubun solisti olacağı belli önceki solist ayrıldığında. Grubun kuruluşu yerine birlikte geçirdikleri süreyi vurgulayacak bir odak noktası seçilmiş. Hikayeyi güçlendirmek için değişiklikler yapılmış tabii bunun gibi. Mesela Live Aid konserine çıkmadan önce yıllardır birlikte çalmıyoruz deniyor ama gerçekte Live Aid’den önce bir süredir turnedeler. Ve Freddie aslında hastalığını Live Aid’den iki yıl sonra öğreniyor ve bir süre sonra da gruptakilerle paylaşıyor. Sonra, We Will Rock You’nun ortaya çıkış tarihi, Freddie’nin hangi albümde hangi imajda olduğu gibi örtüşmeyen gerçeklikler var.

Grubun dağılması detaylarına gelince: Brian May’e göre grubun her bir üyesi grubu en az bir kere bırakmak istemiş zaten. Freddie solo albüm yapmak için ayrılan ilk ya da tek kişi değil.  Roger Taylor’ın Fun in Space albümü 1981’de yayımlandı. İki yıl sonra 1983’te grup konser vermiyorken de albüm kaydediyordu. Bu süreçte Roger Taylor ikinci solo albümünü yaptı (Strange Frontie) ve Brian May ise ilk mini albümünü (Star Fleet). 

Filmin heyecanını ve duygusunu artırmak için yapılmış değişiklikler bunlar. Bir önemi de yok. Film değil bir yandan konser izliyoruz ve daha ne isteyebilirim ki! Gözlerim dolu, tüylerim diken diken izledim filmi. İzlemeden yazımı okuyanlara çok tavsiye ederim.

Freddie kendi olmaya cesaret etmiş, kostümleri, uniq sesi, kendi hal tavırları ve gerçek hayatındaki herkese karşı nazik tutumuyla tarihe damgasını vurmuş. Filmi izleyerek uzaktan da olsa şahitlik etmenizi tavsiye ederim.

“I am exactly who I meant to be!” FM

“You can be most authentic self.” FM

Son olarak son günlerde fena tutulduğum az bilinen bir Queen şakısı size:

 

Çağrışımlı DipNot: Queen’den bahsetmişken, bu senenin izlemek istediğim biyografileri arasında McQueen var bir de.