Bunu görmeyen kaldı mı?

Ai Weiwei geleli çok oldu ama bitmeden yakalayabildim. Çoğu eserini sağda solda, storylerde görmüştüm. Ama gidip görmek, oradaki porselenlerin detaylarını, dokularını, renklerini inceleyebilmek, arkasında yatan fikirleri, çıkış noktasını, duyguyu hissedebilmek ya da bana çağrıştırdıklarını izlemek bir başka tabii. Çok sevdiğim şu laf bunun özeti zaten: bakmakla görmek arasında fark vardır.

Yaratma, yaratıcılık ve yaratma süreçlerinin psikolojik ve duygusal arka planı son yıllarda en çok dikkatimi çeken konulardan. Çok hoşuma giden, bugün kendime notunu aldığım şeylerden biri şu oldu: Ai Weiwei, sanatın yeni sorular ortaya atmak için fırsat olduğunu söylüyor. Kendi yazma ve yaratma süreçlerimde de cevap aramak yerine sorular sormayı aklımın bir köşesinde tutayım.

Kendi ülkesinde ve dünyada olup bitenlere duyarsız kalamayan, politik bir sanatçı. Tüm eserlerde bunların etkisini görüyoruz gezerken. Göçmenler, polis şiddeti çok yakından bildiğimiz konular. Instagram storylerime cevaben gelmiş klişe “esprili” dönüşleri ciddiye almasak mı? Yoksa sarımsaklayıp da mı saklasak? Kütahya porselen diyip geçsek mi cidden? Bence hayatın kendisi gibi bu sanat sepet işini de hem çok ciddiye almalı, hem de Ai Weiwei gibi hiç “ciddiye almayıp” belki atıp kırabilecek gözle bakabilmeliyiz.

İki büyük yuvarlak çanağın içini inci taneleri ile doldurmuş. Bunlar değersiz tatlı su incileri. Ancak inciler çok miktarda olsaydı, değerleri ne olurdu diye izleyicilere soru yöneltiyor Weiwei. Benzer şekilde Kaplan, Kaplan, Kaplan adlı eserinde hepsinde kaplan motifi olan, birbirine benzer binlerce objeyi bir araya getirip bir bütün olarak sergiliyor. Hem tek tek nesneleri, hem de bütün içindeki yerini, değerini düşünmeye teşvik ediyor.

Bir şeyi değerli kılan nedir? Antik olması mı? Eski olması mı? Antik Çin vazolarını alıp boyaya batırıyor ya da yere atıp kırıyor bu adam. Ve diyor ki: antika bir tabağı kırarak ona yeni bir form verdim.

Sergiye ilk girdiğinde kırık bir antik tabak karşılıyor zaten seni. Hemen içimizdeki fırlamanın aklına geliyor: “ E bunu ben de yaparım.” Kim demişti: “Eh sen yapmadın ama adam yaptı.” Bak bu iyi bir şey de. Güzel haber. Sen de yapabilirsin. Sen de bir sanatçı olabilirsin tabii. 🙂

Sonra şu cam kolları 2010’da ziyaret ettiğim Çin’deki binlerce komik yasaktan biriymiş. Çin Komünist Partisinin Kongresi zamanında taksilerin camlarından kışkırtıcı el ilanı atılmasın diye, taksilerin cam kolları çıkartılmış mesela. Bu eser ona gönderme yapıyor. Ben oraya gittiğimde Facebook yasaktı. Ülkede kaldığım yirmi güne yakın sürede Facebook’a girememenin şaşkınlığı bir yana dursun, bu yasakların bizim için ilki olduğunu hatırladığım Youtube yasağı bizim çok uzağımızda değildi. Sonrasında gelen sosyal medya yasaklarına kucak dolusu selam olsun zaten. Demem o ki, Çin’li bir sanatçı tanıma şansı da bence serginin zenginliği bir yandan.

Güzel sorular var bu sergide. Bitmeden gidip görmek için son tarih 11 Mart 2018. Bu ne idüğü belirsiz kış-bahar günlerinde güzel bir tat.

Kaplan Kaplan Kaplan eseri arkada

Kaplan Kaplan Kaplan eserine yakından bakış. Tümünde kaplan figürleri var.

Soru: Bu vazoların değeri nereden geliyor? Antik vazoları boyaya batırdığı bir çalışma

Cam kolları